Fotoğraf: Milliyetçi Hareket Partisi (MHP)

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) grup toplantısında konuştu.

Konuşmasında İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin hayatını kaybettiği helikopter kazasına değinen MHP Genel Başkanı Bahçeli şunları söyledi:

“İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’yi ve beraberindeki heyeti taşıyan helikopterin kaza geçirmesi, üzülerek ifade etmeliyim ki, helikopterde bulunan herkesin hayatını kaybetmesine, küresel ve bölgesel tedirginliğin üst bir seviyeye tırmanmasına yol açmıştır.

İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’na, kazada vefat eden diğer devlet ve siyaset insanlarına Cenab-ı Allah’tan rahmetler niyaz ediyor, dost ve kardeş ülke İran halkına başsağlığı dileklerimi iletiyorum.

İlk açıklamalardan anlaşılan, İran Cumhurbaşkanı’nı taşıyan helikopterin zorlu hava şartlarının hakim olduğu dağlık arazide kaza yaptığı yönündedir.

Hakikaten kaza mıdır, yoksa sabotaj mıdır, bilemem; fakat bu trajik olayın iç yüzünün en kısa sürede açıklığa kavuşturulması, üzerindeki sis perdesinin aralanması bölgesel barış ve huzur adına zorunluluktur.

İsrail’in iddia edilen kazadaki rolü, ABD’nin nerede durduğu muhakkak berraklaşmalı, az evvel bahsettiğim gibi son zamanlardaki gelişmelerin tesirinin, diyalog ve işbirliği zeminin genişlemesinin kaza süsü verilerek kesintiye uğramasının amaçlanıp amaçlanmadığı belli olmalıdır.

Bugün İran’ın başına gelen felaketin, Allah korusun ama, Türkiye’de de yaşanabileceğini düşünmek bir vehim değil, suyu uyutup kendisini ayık tutan mihrakların gerçek niyetlerini az çok yorumlamış olmamızın sonucudur.

Her anlamda, her seviyede dikkat, temkin, tedbir, güvenlik önlemi kaçınılmaz bir ihtiyaçtır.

Birleşmiş Milletler Teşkilatı derhal inisiyatif üstlenmelidir.

Uluslararası nitelikli bağımsız bir soruşturma komisyonu kurulmalıdır.

Bu zor günlerde Türkiye, İran İslam Cumhuriyeti’nin yanındadır.

Kazanın duyulduğu ilk andan itibaren Sayın Cumhurbaşkanımızın girişimleriyle Akıncı İHA’lar, ilaveten arama ve kurtarma ekipleri sevk edilmiş, Türkiye her türlü desteği sağlamıştır.

Nitekim komşu komşunun külüne muhtaçtır.

İran’ın sabır, sükûnet, birlik, beraberlik, dayanışma ve sağduyuyla bu çetin süreci atlatacağına inancımız tamdır.

Yurtdışına kaçan FETÖ’cü hain ve haşhaşilerden bazılarının, ‘Onların Reisi’ni aldın, diğerlerinin Reisi’ni de bir an önce yanına al Allah’ım’ sözleri hatırıma şu sözü getirmiştir: İtlerin duası kabul olsaydı gökten yağan sadece kemik olurdu.

Her hain korkaktır ve ruhen ölüdür.

Fakat bu ölü ruhlar için söylenecek cümle, ateşiniz bol olsun demektir.”

“HDP ve devamı sözde parti kapatılmalıdır”

‘Kobani olayları’ olarak bilinen 6-8 Ekim olaylarıyla ilgili yargı süreciyle ilgili konuşan Bahçeli, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’e de sorular yöneltti.

Bahçeli konuyla ilgili olarak şunları kaydetti:

“6-8 Ekim 2014 tarihinde 37 kişinin ölümüne yol açan isyan teşebbüsünün azılı faillerinin 16 Mayıs 2024 tarihinde, Ankara 22’inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 83’üncü celsede hüküm almaları hukuk devletinin gereğidir.

İşlenmiş bir suç kimsenin yanına kalmayacaktır.

Bu ülkenin havasını soluyup ekmeğini yiyenler, eninde sonunda ihanetlerinin hukuki faturasına da katlanmak durumundadır.

PKK ile HDP arasındaki organik ve örgütsel bağ hukuken tescillenmiştir.

Peki Anayasa Mahkemesi HDP’nin kapatma davasını niçin sürüncemede bırakmakta, kararın açıklanmasını niçin sürekli ertelemektedir?

HDP bugün değilse, ne zaman kapatılacak; onun uzantısı DEM’in Türkiye’ye kast etmesinin hesabı ne zaman sorulacaktır?

Bay Zühtü’nün gitmesinden sonra Anayasa Mahkemesi’nin elini tutan, önüne geçen, karar süreçlerine tıkaç olan sanıyorum kalmamıştır.

O halde bu iş bitmelidir, HDP ve devamı sözde parti kapatılmalıdır.

DEM eşbaşkanları, mücadeleye yükleneceğiz, diyorlar.

Mahkeme kararını tanımadıklarını açıklıyorlar.

Mücadeleye yüklenseniz ne yazar, kararı tanımasınız ne çıkar.

Türkiye bölücülükle yüzleşecek ve hepinizin kanlı maskesi mahkeme önünde düşecektir.

Bu bölücülere sesleniyorum, methiyeler düzdüğünüz ve 42 yıl ceza alan terörist Demirtaş da bir ara sizin gibi atıp tutuyor, bir diğeri de sırtlarını YPG’ye, YPJ’ye dayadıklarını söylüyordu.

Devletin birliğini ve ülkenin bütünlüğünü bozma amacında olanların hepsine sıra inşallah gelecek, onların her birisi Türkiye’nin ufkundan teker teker çekilip doğruca layık oldukları yere gönderilecektir.

Menfur ve melun emellerin sonu yoktur.

16 yaşındaki evladımız Yasin Börü’yü ve nice masum insanımızı katledenlere; sokakları savaş alanına çevirenlere, ayaklanma çağrısı yapanlara sahip çıkanlar aynı çukurda, aynı suçun tarafındadır.

Hiçten, hiçbir şey çıkmaz.

Terör ve bölücülükten bir şey beklemek akıl, ahlak ve izan çıkmazıdır.

Güzel söylenmiş yalanlara kanacak yoktur.

Üstü başı düzgün kepazeliklere itibar edecek yoktur.

Gerçek demokrasiyle düzmece demokrasi arasındaki farkı bilmeyen vatan evladı da kalmamıştır.

CHP yönetiminin 6-8 Ekim olaylarıyla ilgili mahkeme kararına siyasi demesi, haksızlık ve hukuksuzluk vurgusu yapması, normalleşme ve yumuşama ortamına aykırı görmesi rezaletin ta kendisidir.

Terör örgütü PKK, 1978 yılında, Diyarbakır Lice ilçesi Ziyaret Köyünde Marksist-Leninist ideolojiyi referans alarak kurulmuştu.

Bölücü örgüt 1984 yılından itibaren Eruh-Şemdinli saldırılarıyla birlikte yoğun şiddet eylemlerine yönelmişti.

Nisan 2002’de KADEK, Kasım 2003’de KONGRA-GEL, Mayıs 2007’den itibaren de KCK şeklinde yapılanan bölücü terör ihanetinin nihai hedefi de bağımsız Kürdistan’dır.

Türkiye’yi, Cumhurbaşkanımızın değil de başkalarının yönettiğini iddia eden Özgür Bey ve yönetimine soruyorum, mertçe cevap vermelerini bekliyorum:

1– İmralı canisinin ve cezaevindeki terör mahkumlarının affını istiyor musunuz?

2- Vatan topraklarının bir bölümünde bağımsız Kürdistan’ın kurulmasından yana mısınız? Beraber DEM’lendiklerinize söz verdiniz mi?

3- Hangi dış mihrakların nam ve hesabına siyasi çalışma yürütüyor, Türkiye’nin geleceğini kimlerle konuşuyor, kimin folluğunda yatıyorsunuz?

4- 37 kişinin katiline verilen cezalar hukuksuz ise, size göre hukuk nedir? Adalet nedir? Devlet nedir? Siyasi onur ve millet sevdası sizin meşrebinizde ne manaya gelmektedir?

Türkiye’nin içten çöküşünü Gezi Parkı’nda denediler, olmadı.

6-8 Ekim olaylarıyla denediler, olmadı.

Cizre, Silopi, Sur, İdil, Nuseybin gibi vatan beldelerinde hendek açtılar, barikat diktiler, evleri bombalarla tuzakladılar, aleni iç işgal denemesi yaptılar, olmadı.

15 Temmuz’da son şanslarını denediler, yine olmadı.

Olmaz, olamaz, Türkiye’ye ve Türk milletine hiçbir hain, hiçbir alçak, hiçbir işbirlikçi diz çöktüremez.

Son 10 yıldır felaket üstüne felaket yaşandı, hamd olsun hepsinin üstesinden gelindi, Anka Kuşu gibi küllerimizden yeniden doğmayı başardık.

Son olarak emniyet ve yargı içine yuvalanmış FETÖ benzeri oluşumların kumpas hazırlıkları, siyasete ve demokrasiye ket vurma planı yapan köksüzlerin tuzakları deşifre edilerek alayı birden yakayı ele vermiştir.

Habis urun görünen kısımları kadar, görünmeyen ve kamufle halde bekleyen figüranlarının da olduğunu göz önüne alıp devlete sızma ve yerleşme ihtimalini ciddiyetle değerlendirmek lazımdır.

Mesele kabın şeklini almak değil, kaba şekil vermektir.

Mesele zamanın akışına kapılmak değil, istikamet çizmektir.

Türkiye Cumhuriyeti işte bu kabiliyettedir, bu kudrettedir.”